Türkiye'deki toplam gazete tirajı 3.5 milyon'dan biraz daha fazla. Basılı gazetelerin toplam tirajından söz ediyorum. Basılı olmayan mecraların da (internet, mobil, tablet) okunma sayılarını koyarsanız günde yaklaşık 5-6 milyon gazete okunuyor Türkiye'de.

Japonya'nın en yüksek tirajlı ikinci gazetesinin basılı tiraji 11 milyon.  ABD'de toplam baskı 35 milyon. İngiltere'de toplam baskı adetleri de buna yakın. Bakacak olursanız, tiraj elbette nüfus ile doğru orantılı ve örneğin Hindistan ve Çin neredeyse 100 milyona varan toplam baskı adetleri ile bu konuda başı çekiyorlar. Son iki yıl içinde internet ortamının daha çok devreye girmesi ile gazeteler içeriklerini internete göre tasarlamaya başladılar. Daha çok video, daha çok görsel, daha çok sosyal etkileşim.

New York Times'ın Twitter'daki takipçi sayısı basılı tirajından fazla. ABD'deki pek çok şehir gazetesi basılı edisyonlarını kapatıyor, internet edisyonlarına geçiyorlar. Ancak bunlar olurken insanlar gazete okumayı bırakmıyorlar, gazetelere erişim biçimlerini değiştiriyorlar sadece.

Türkiye'de neden gazete almıyoruz? Eninde sonunda 25 kuruş olan bir şeyden bahsediyoruz, veya 50. Yani maliyet bir kriter değil. Yurtdışındaki gazeteler ile ülkemiz gazeteleri arasındaki temel farklılık nereden kaynaklanıyor?

Bunu sadece sıradan bir gazete okuru olarak söyleyebilirim ki, farkın özü haberlerin içeriğinden geliyor. Ben sıradan bir gazete okuruyum, gazete benim için yapılıyor, yazılıyor. Dolayısıyla da eleştirmeye hakkım olduğunu düşünüyorum.

Türkiye'de gazete var.. Burası tamam, ama gazetecilik ne alemde?

Farkı anlamak için basit bir test yapın. Tamamı Türkçe. Öncelikle Türkiye'nin en yüksek tirajlı gazetesi Zaman'ın internet sitesine girin. Yandaş medyayı örnek veriyor gibi olmasın, eliniz değmişken bir de ikinci büyük gazetemiz Hürriyet'in internet sitesine girin. Bunlar zaten her gün girdiğiniz siteler. Haberlerin içeriğini değil, veriliş biçimini, kişiselleştirilmesini, o haberi okurken edindiğiniz derinlik ve zenginliği anlamaya çalışın. Yüzeysel, sıradan bilgi mi alıyorsunuz yoksa o gazeteyi okuduğunuz için (yorum değil, haber olarak) hiçbir yerde bulamayacağınız bilgiler mi? Yorumlarda (vaay, ben bunu düşünmemiştim) diyor musunuz? Yorumlar (köşe yazıları) size daha önce görmediğiniz perspektifler sunuyor mu? Spor, sanat, kültür, siyaset.. Hepsi için söylüyorum. Doğrusunu isterseniz, ben gazetelerde birbirinin aynısı bilgiler, yorumlar okumaktan çok yoruldum. Siyaset için, sanat, kültür için bilgisiz haberler okumaktan, derinlikten uzak yazılar görmekten yoruldum. Hiç mi yok? Elbette var. Ama tek tük..

Şimdi karşı kıyıya bakmak için, Sabah'ın çevirilerini yayınladığı The New York Times gazetesinin (Bir milyon basılı tirajı var ABD'de) Türkçe edisyonuna bakın. https://www.sabah.com.tr/NewYorkTimes adresinde bulabilirsiniz.

İki farklı kıyıyı karşılaştırın. Hangisinde daha önce bilmediğiniz türde, derin, anlamlı bilgi aldınız? Hangisinde Vaay, bunu düşünmemiştim dediniz? Daha açık örnekler vereyim. Her zaman aynı fikirde olmasak ta, Hıncal Uluç'un bu yazısına bir göz atın.

Başka örnekler vereyim; Türkiye'de Ergenekon, Balyoz, vb. davaları açıldı, devam ediyor. Kamuoyunda büyük tartışmalara yol açan davalara ilişkin olarak iddianemeden yola çıkan ve yukarıdaki NY Times örneğinde kaç tane doyurucu araştırma okudunuz? Bavulla kapısına gelen belgeleri öyle pek te araştırmadan yayınlamak, veya siyaseten kendisi gibi düşünenler tutuklandığında bağırıp çağırmak mı gazetecilik?

Balyoz davası sanıklarından Emekli Org.Çetin Doğan'ın kızı Pınar Doğan ve damadı Dani Rodrik (ikisi de Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi) bir araştırma yapıp bir kitap yayınladılar. Balyoz davasındaki bazı belgelerin düzmece olduğunu iddia eden kitaplarını oluşturma metodu olarak, iddianamede geçen kavramları Google'de aradılar, tarih tutarsızlıkları buldular ve bunları bir internet sitesinde yayınladıktan sonra kitaplaştırdılar.

Bu kitabı okumadım, dolayısıyla sözü edilen argümanlar benim için iddiadan ibaret. Bulguların objektif olduğu söyleniyor çünkü kaynaklar internette mevcut, herkesin bulabileceği ve ulaşabileceği bilgiler. Benim sorum şu: Balyoz ve benzeri davalar Türkiye'yi sarstı, üzerine çok konuştuk ama, Google'dan bu araştırmayı yapacak "gazeteci" yok muydu Türkiye'de? Amerika'dan birilerini mi beklemek zorundaydık bunlara "vaaay" demek için?

Son soru : Türkiye'de gazete patronlarının hangisi gazetecilik dışında başka bir işle uğraşmıyor? Var mı böyle bir gazete patronu?

Rahmetli Uğur Mumcu, Abdi İpekçi davasının çuvallara sığmayan dosyalarını yıllarca incelemiş ve sonunda kimsenin bulgulamadığı konuları ortaya çıkartmıştı, Ağca'nın bağlantıları, ikinci tetikçi, vb... Gerçek gazeteci oydu. Ölmeden önce çalıştığı Kürt Dosyası kitabı, Tarikat-Siyaset-Ticaret araştırması, Rabıta, Silah Kaçakçılığı & Terör kitapları da bu olgunun başka kanıtlarıdır.

Türkiye'de gazete çok olabilir, ama gazetecilik az.

Türkiye'de gazeteler az satıyor, çünkü insanlar gazete almıyorlar. Gazeteciliğin olmadığı gazeteleri neden alsınlar ki?

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku