Demokrasiye karşı üretilecek en iyi argüman, sokaktaki seçmenle yapılacak 5 dakikalık bir konuşmadır. -Winston Churchill

Bu kime oy vermen gerektiği ile ilgili siyasi analiz içeren bir yazı değil, kime istersen verirsin canım kardeşim.

Bu hakların ve vatandaş olarak önemine dair bir yazı, daha doğrusu öyle niyet edildi. Umarım öyle de olur.

Koyverme, oyver canım kardeşim : Memleket ile ilgili bir sorunun varsa, şu ya da bu şekilde daha iyi olsun istiyorsan, unutma : Seni içinde bulunduğun durumdan, hayatta her zaman olduğu ve olacağı gibi, senin azim ve kararlılığın kurtarır. İnançlı bir insansan, tevekkül edersin en fazla. Ama seni "baba" yerine koyduğun bir politikacının kurtarmasını bekleme. Ne bu seçimde, ne başka seçimlerde, hiçbir cumhurbaşkanı adayı, tarihin akışını ve olayların gidişatını tek başına değiştiremez, bunu ancak, onun kısmen harekete geçirdiği kitleler yapabilir.

Dolayısıyla, siyasi söylemlere fazla takılma. Git istediğin adaya ver. Sen sonuçta gidip kendini daha yakın hissettiğin tarafa oy vereceksin. O söylemler, sen kendini bir tarafa daha yakın, öbür tarafa daha uzak hisset diye yapılıyor. Böylece daha çok oy alacaklarını hesaplıyorlar. Bunları geç, öze bak : hangisiyle oturup 5 dakika çay içsen "oh be ne iyi ettim" dersin? İki dakika sohbet etmekten, derdini anlatmaktan haz etmeyeceğin adama memleket emanet edilir mi?

Memleketin kaderini elinde tutmuyorsun, ama yine de çok önemlisin. Tarih sürekli olarak akar. Biz de bu akış içinde figüranlar oluyoruz. Ama seni temin ederim, seçeceğin politikacılardan çok daha önemlisin. Onlar senin için var. Devlet te senin için var. Sen yoksan, devlet te yok. Şimdiye kadar bizde tersi oldu, biliyorum. Çok önemli değil, tarih doğru yere akıyor. Şunu da unutma; oy veriyorsun alt tarafı, memleketi kurtarmayacak, ya da batırmayacak bastığın mühür. Küresel düzen değişmeyecek, senin gelirin artmayacak. Bu "pazarlama" hilelerine gelme.

Bence politikacıların her gün anlattığı toplum pek biz değiliz, unutma: Kendini adayın yerine koy. Etrafında bir alay danışman, medya ordusu, sürekli birşey isteyen insanlar. Sen olsan memleketi doğru tahlil edebilir misin? Onlar da öyle işte. Sana her gün anlattıkları memleket ile senin yaşadığın yer aynı değil. Örnek mi? Son rakamlara göre kişi başına düşen milli gelirimiz 19.000$ (ondokuzbin ABD doları). Valla benim başıma düşmedi, seninkine düştü mü? Aşağıdan ve yukarıdan farklı görünür ülkeler. Aradaki makas açıldıkça, politikacılar mevzudan kopar. Normaldir. Onlar da insan. Ama biz politikacıların anlattığı kadar çapulcu, bölünmüş, ya da bidon kafalı, makarna meraklısı, oyunu kiraya vermiş bir toplum değiliz. Hepimiz, çocuklarımızın (kendimize göre) daha iyi bir ülkede yaşamasını istiyor, huzurlu, tatminkar bir refah arıyor, işlerin iyiye gitmesini istiyoruz. Konu bu.

Kimsenin seni ötekileştirmeye hakkı yok. Bu memleket senin, sen her kimsen. Siyasi tercihinden, inancından, düşüncelerinden ötürü ötekileştirileceğin, yasaklanacağın bir memleket aslında bir hapishanedir. Türkiye tarihinde hep, ötekileştirilenler dönüp kendi öcünü almıştır, ama bu kısır döngü biryerlerde kırılmak zorunda. Çok, ama çok iyi bir adam, hapishaneden ilk çıktığında kendisini 27 yıldır yok yere hapsedenleri affetmişti. O ülkeye barış ancak böyle geldi. İntikam duygusundan birşey olmaz, evet dünya kadar yanlış oldu bu memlekette. İnsanlar gibi, samimiyetle hatayı kabul edip, gerekirse özür dilemek ve hep birlikte doğrusunu aramak lazım. Bunun hepimiz için geçerli olduğunu görmen lazım.

Kolay gelsin!