Bizler, on altı yaşındaki bir çocuğu "asmayalım da besleyelim mi" diye idam eden cuntanın anayasasına 92% evet oyu vermiş bir ülkenin çocuklarıyız. Bugün 13 Aralık, Erdal Eren'in ölüm yıldönümü.

Sadece bir dakika durun ve düşünün 16 yaşınızı, neler yapıyordunuz, neler hissediyordunuz, nasıldı dünya? İşte o yaşta, yaşını büyüterek ve düzmece belgelerle suçlayarak astılar Erdal'ı. İbret olsun diye.

Ve işte bizler, o kabusun başka versiyonlarını yaşamaya devam ettik, ediyoruz yıllardır. Asmayalım da besleyelim mi paşasına Marmaris'te resim yaptırarak, buna rağmen anayasayı değiştirmiş gibi yaparak, devlet için kurşun atıp yiyen şereflilere 90'larda sahip çıkarak, milyon sayfalık davalar açıp neticede kümeste bir tavuk tüyünü bulamayarak devam ediyoruz.

16 yaşında çocuklarını dün astıran, bugün pankart açtılar diye aylarca hapis yatıran bu ülke, bir türlü "kendisi" olamayarak, hep ötekileşerek kendine, yoluna devam ediyor.

Bugün 13 Aralık 2011, bugün -idamının 31.yıldönümünde- asılan 16 yaşındaki çocuğu, Erdal Eren'i bir dakika olsun düşünme günü.

Erdal Eren'in gözleri tarihin içinden bize bakıyor. Bakıyor, çünkü biz, yani Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşları, henüz o gözlere bakmayı beceremedik.

Bunu başarana kadar, başımız eğik.