Orjinali : SignalVsNoise by @dhh

“Nasıl hepsini sığdırıyorsun” bana sürekli olarak sorulan bir soru. Genellikle bir tür sırrım olduğuna dair bir alt ton ile birlikte soruluyor. Bir hile. Geceleri 5 saat uyumak mı? Aylarca günde 12 saat çalışmak mı? Ne?

Çok üretken insanların ortak özelliği daha sıkı çalışmalarıdır. Genellikle insanüstü şekilde sıkı. Motivasyonlarını on üzerinden onbire çıkartan birşey. Medya da bu inanılmaz dayanıklılık ve odaklanma öykülerine bayılır.

Ben bu kalıba pek uymuyorum. Genellikle her gece 8.5 / 9 saate kadar uyuyorum. Haftalık 40 çalışma saati kısıtlamasına uyduğum için kendimle gurur duyuyorum. Daha fazlası için bir isteğim yok.

Eğer bir hilem var ise, bu her saatin kalitesini artırmak konusundaki odaklanmışlık. Bu “Zaman Yönetimi” anlamına gelmiyor, her saati son dilimine kadar bölmek ve her dakikanın verimlilik için suyunu sıkmak.

Uykusuzluk, bölünmeler, stres veya kızgınlık ile lanetlenen bir saat, kendisine ayrılan altmış dakikya kesinlikle değmez. Bu kalitesi düşük bir saattir. Böylesine kalitesiz bir girdinin, kaliteli çıktılar üretebileceğini düşünmek budalaca olur. Çöp içeri, çöp dışarı.

Haftada 40 saatlik iş krallara layık bir durumdur. Böylesi büyük bir bütçe ile neredeyse herşeyin başarılabileceğine inanıyorum. Eğer onu toplantılarla, aynı anda birden fazla işle ve kötü tanımlanmış sorunlarla sınırlamıyorsanız. Böylesi yöntemlerle harcanabilecek zamanın bir sınırı yoktur.

Ancak bir fiziksel sınır var. Ve sanıyorum ki bu sınır herkesin sığındığı bir durum. Herşeyimi veriyorum! Beni suçlayamazsın, kendimi suçlayamam zira her saniyemi buna harcayıp başarısız oluyorum. Kendime hiçbirşey kalmadı, zamanım yok, o yüzden merhamet et diyorlar.

Başkalarına veya kendinize karşı kıçınızı korumak size geçici bir ferahlık sağlayabilir ama uzun koşudaki hırs açığını kapatmayacaktır. Dayak yiyenler için iyi bir adaptasyon mekanizması istifadır.

İhtiyacınız olan, bir dizi iyileştirme tekniğidir. Saatlerinizin kalitesini ve saflığını artırmak için aktif olarak çaba göstermelisiniz. İşte bunların arasında benim kullandıklarımdan bazıları :

Gerçekten Buna Dahil Olmak Zorunda mıyım?

Yapışkan bir merak, sizi bir süre sonra her nevi tartışmanın, karar sürecinin ve etkinliğin içine çeken uzun bir çağrı borusudur. Muhtemelen bunların çoğunda gerekli ve hatta önemli olmayacaksınız.

O e-postayı pas geçmenin, o toplantı çağrısını geri çevirmenin, iki kuruşluk vaktinizi sohbet ile geçirmenin değeri an itibariyle önemsiz görünebilir. Ancak katılmak ve işbirliği yapmaktan akıllıca çekinmek daha az konuda daha önemli ilerlemeler sağlamanın mihenk taşını oluşturur.

Bu Bekleyebilir mi?

Bazı şeyler ilginizi bugün hakeder, yarına bırakılamaz. Bunlarla hemen ilgilenmek gerekir ama bunlar genellikle azınlıktadır. Çoğu sorun veya fırsatlar bugünden 1 gün, 1 hafta veya 1 ay sonra da ilgilenseniz aynı değere sahiptir.

Bazı şeyleri arkadaki ocağa koymak o şeyin siz ona yeniden baktığınızda kaybolmuş veya değerini yitirmiş olacağı anlamına gelebilir. Harika! Demek ki bu o zaman yapılması gerekli olmayan birşeymiş, veya siz ona ilk baktığınızda olduğundan daha önemli görünmüş.

Bir problemi çözmeyi ne kadar ötelerseniz, onun hakkında o kadar fazla şey öğrenirsiniz. İşleri öteleyerek çok fazla sıkıntı giderilebilir.

Bundan çekilebilir miyim?

Harcanmış bir güne giden yol, akıp giden saatlere kötüden iyiye doğru yapılmış kahramanca çabalarla örülüdür. Çalışma hayatı için, bir sorunun derinliği konusunda yanılmak olağan bir sorundur.

Suç, siz sorunun derinliğinin sizin varsaydığınızın üç katı olduğunu anlamanıza rağmen halen kazmaya devam ettikten sonra, çözümün de normalde ayrılandan üç katı fazla zamana değip değmeyeceğini doğrulamıyorsanız oluşur.

Vazgeçmek geriye kalan saatlerinizi iyi geçirmek için vazgeçmilmez bir beceridir. Batık maliyeti de kaybedenler içindir.

Buna hazır mıyım?

Daha fazla zamana ihtiyacı olan şey bazen sorunun kendisidir, bazen ise siz. Hepimiz her problemi aynı sürede çözme konusunda becerikli veya yetenekli değiliz.

Eğer zihnim bu hafta daha fazla yazma modundaysa, o zaman yeni websitesini bitirmek için doğru hafta bu olabilir, ancak gelecek 3 ayı organize etmek için muhtemelen yanlış zamanlamadır. Eğer parmaklarım kod yazmak için sabırsızlanıyorsa, o halde bir aydır beni rahatsız eden hatayı gideririm, ancak müstakbel çalışanlarla birebir görüşmeleri bu hafta yapmam.

Motivasyonlarımız yüzüp geziyor. Dalgayla birlikte yüzmek ona karşı yüzmekten çok daha kolaydır. Ve yukarıda detaylandırıldığı gibi, çoğu şey onları taşıyacak su geri gelene kadar bekleyebilir.

***

Yukarıdaki tekniklerle ilgili güçlü bir repertuvarınız varsa bile, muhtemelen sistematik olarak hata yapacaksınız. Belki de bu hafta bitirilmesi gereken işlerin hiçbiri sizin onlara yöneltebilecek motivasyon bulabileceklerinizden değildir. Dolayısıyla hafta akıp gider ve siz bok gibi hissedersiniz.

Ancak bunun herkesin başına geldiğini hatırlamakta büyük bir rahatlık var. Çoğumuzun itiraf etmeye hazır olduğundan çok daha fazla. Yüksek kaliteli saatlere dair incelikle oluşturulmuş algıma rağmen ben de sık sık kötü zamanlara geri dönüyorum. Beni olmasını umduğumdan çok daha azı ile bırakıyorlar. Ve böyle gidiyor.

Önemli olan, uzun erimde saatlerinizin kalitesini artırmaya odaklanmanız. Mükemmel bir seriyi bozduğunuzda da bunu dert etmemek.

Kaliteli zamanlara dair bir farkındalık ve algı geliştirdiğinizde daha fazlasını istemeye dair dürtülerinizi koruyabileceğinizden şüpheliyim. Dört saatlik kesintisiz ve kaliteli bir zaman dilimi ile birkaç günlük saçmalık arasındaki fark kesinlikle bir aydınlanma getiriyor.

Suyunu da sıksanız ve daha fazla saat çalışabilseniz, muhtemelen aynı kalitede 20%-50% arasında daha fazla saatiniz olacak. Oysa elinizde bulunanları rafine edebilirseniz, bu size 200%-500% kazandırabilir. İşte gerçek on kat değer bu.

Hepsini sığdırabilmenin yolu, hepsini sığdırmaya çalışmamaktan geçiyor.