Yazının orjinali HaberinAdresi.com'da yayınlanmıştır.

Bursa’yı -ekonomik olarak- düşündüğümüz zaman aklımıza ne geliyor? Her üç kişiden ikisi bu soruya otomotiv ve tekstil yanıtlarını verecektir. Tekstil sektörünü bir başka yazıya bırakalım ve bugün otomotivi konuşalım.. Haftalardır bu köşede okuduğunuz gelişmelerin ışığında tüm dünyada ve özelde Bursa’da otomotiv sektörü köklü bir değişime uğramak üzere.

Geçmişe doğru kısa erimli bir bakış bize perspektif kazandırabilir. Seksenlerin sonu / doksanların başında başlayan kalite hareketini, kurumsal üretim planlama yazılımları kullanımının ana sanayiden başlayarak yan sanayinin kılcal damarlarına ulaşmasını, Toyota’nın üstün küresel başarısını izleyen otomobil üreticilerinin kendi yalın üretim programlarını oluşturup personellerini eğitmelerini ve bünyelerindeki israfi azaltmalarını, nihayet tamamında olmasa da ana sanayi ve yakın çevresinde sendikal hakların norm haline gelişini hatırlarsak, karşımıza küresel rekabet doğrultusunda progresif -ancak doğrusal- biçimde ilerleyen bir otomotiv sektörü çıkar.

Belki de bu yazıyı okuyan sizler veya yakınlarınız bu sektörden hayatını kazanıyor veya çocuklarınızın kendi hayatlarını kazanmasını umuyorsunuz.

Otomotiv Bursa için her yıl milyarlarca dolarlık bir ekonomi yaratıyor ve yarattığı dinamik nedeniyle kentin DNA’sına işlemiş durumda (son grev ve iş bırakma eylemlerinde kentin gündeminin nasıl değiştiğini hatırlayın).

Bunun hepsi değilse bile önemli bir kısmı yeni teknolojiler nedeniyle değişmek üzere.

Neden peki?

Çünkü artık dünyada dönüşümler doğrusal değil, patlayıcı biçimde gerçekleşiyor.

Geleneksel olarak otomotivde, bir projenin konsept halinden ürün haline getirilmesi ve satılmaya başlanması iyi ihtimalle bir kaç yıllık bir süreyi kapsar. Normalde, Toyoya öncesi dönemde daha uzun olan bu süreç dünya otomotiv markalarının da Toyota metodlarını taklit etmeye başlamasıyla biraz olsun kısaldı.

Bu süreyi bu kadar uzatan nedir? İlk olarak bir otomobilin pazara sürülmesi odak gruplar üzerinde öncü pazarlama araştırmalarını, bu araştırmalar sonucunda tasarımda yapılan düzeltmeleri, tasarımın donmasını takiben üretim ekipmanları, hatlar, fabrika altyapısı ve yan sanayi yatırımlarının planlanarak uygulanmasını kapsar ve küresel veya ulusal bazda milyarlarca dolarlık yatırımı ifade eder.

Sürece müşteri odak gruplarından tasarımcılara, kalite uzmanlarından mühendislere ve yöneticilere kadar binlerce insan katılır ve tüm bu etkileşim hataların minimize edilmesi üzerine yapılır. Pazarda tutmayacak bir otomobil modelinin piyasaya sürülmesi milyarlarca dolarlık yatırım ve işgücünün israfı anlamına gelir.

Ancak biz artık öyle bir dünyada yaşamıyoruz. Dünyanın en büyük otomobil şirketinin hiç arabası yok (Uber), dünyanın en büyük konaklama şirketi tek bir mülke sahip değil (AirBnb). Dünyanın en büyük bilişim şirketi (Google) çalışanlarının hata yapmasını bizzat teşvik ediyor.

Artık üretimin talep anında veya minimal gecikmeyle yapılarak sıfır israfla müşteriye götürülmesini sağlayan bir bilişim dünyasında yaşıyoruz. Örneğin Apple’ın Çin’deki Foxconn fabrikalarında tuttuğu emniyet stoğu sadece 48 saatlik üretimin karşılığı olacak kadar kısaldı… Oysa bu rakam doksanların ortasında altı aydı.

Gelişen tüm teknolojiler, üretimin hızlı ve ekonomik yapılmasını sağlayan bu trendi destekliyor. Kurumların iş yapma biçimleri değişiyor, teknoloji ile enformatize oluyor ve veri güdümlü yönetim kurumun kılcal damarlarına işliyor.

Bugün internet üzerinden kullandığınız ofis programının kaç model olduğunu umursamıyorsunuz çünkü siz farketmeden günde elli defa güncelleniyor, siz de sürekli en güncel versiyonu kullanıyorsunuz. Web tarayıcınız, cep telefonunuz, sosyal ağ yazılımınız, hepsi size son sürümlerinde teslim ediliyor ve bunları kullanmak için - eğer ücretsiz değillerse - minimal rakamlar ödüyorsunuz.

Bir düşünün, bir araba modeli için bu kadar beklemenizin nedeni nedir? Temel olarak, o arabanın tutup tutmayacağından şirketin emin olmaması ve üretime hazırlık süreçlerinin (kullanılan teknolojiler nedeniyle) çok uzun olması... Bu yüzden hatayı minimize edecek yaklaşımlar geliştirilir.

Peki, ya araba için gerekli bir parçanın tasarımı ile üretimi arasındaki süre yıllar -veya aylar- değil saatler sürseydi? Ya güvenlik testlerini ve karmaşık çarpışma simülasyonlarını olağanüstü bir hızda yapabilseydik? Ya üreticilerin sevkettikleri her arabada bulunan binlerce sensör yardımı ile kullanıcıların kullanım alışkanlıklarını harmanlayabilsek ve tasarımlarımızı buna göre çok daha önceden emin olarak yapabilseydik?

Bunların ilki 3D yazıcı teknolojileriyle, diğeri gelişen simülasyon yazılımlarıyla ve sonuncusu nesnelerin interneti ile bugün mümkün. Yarın değil, bugün.

Üç boyutlu parçaları yazdırabilen yazıcıların fiyatları birkaç yıl içinde 40.000$’dan 100$’a kadar düştü. Bugün 3B yazıcılar ile yolcu uçağı kanadı (evet, yanlış okumadınız) üretiliyor. Bazı sektörlerde 3B yazıcıların seri üretimde kullanılmalarına başlanmak üzere, yazdırma hızı bu gidişle bizim otomotivde kullandığımız preslerin parça basma hızına yetişecek. Her malzeme, sadece metal veya plastik değil, canlı insan dokuları bile (evet, yine yanlış okumadınız) 3B yazıcılar ile yazdırılabiliyor.

Bunun bize etkisi ne olabilir? Otomobilde kullanılan parçalar bugünkü uygulamalarda arada yer alan tedarikçi bulma, kalıp ve üretim aparatı imalatı, satın alma gibi süreçler atlanarak doğrudan “yazdır” komutu ile, kopya sayısı belirtilerek gerçekleştirilebilir. Elbette her parça değil, ama otomotiv sektörünün pres / kalıp / proses ve işgücüne dayanan dengesi bugün hafife alınan yazıcılar tarafından değiştirilebilir.

Sadece bu bilgi bile, Bursa ekonomisinin ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğuna kanıttır. Böylesi bir dönüşümün işsiz bırakacağı insan sayısını düşünebiliyor musunuz?

BMW, bugün simulasyon yazılımlarını, nesnelerin internetini ve sensör devrimini kullanarak her bir aracından her an bin kadar veri topluyor, sonra da bunları tasarımlarını iyileştirmek için kullanıyor.

Bu yazıda okuduğunuz herşey Uzay Yolunda değil, günümüzde dünyada oluyor. Serkan Ünsal’ın kurucusu olduğu harika girişim izleme sitesi Startups.watch’a göre, ülkemizde 3B yazıcı alanında faaliyet gösteren 29 girişim bulunmakta.

Geçtiğimiz yıllarda teknolojik değişimler nedeniyle geleneksek gazete mantığı çöktü, müzik şirketlerinin gelir modelleri tümüyle altüst oldu, medya ve içeriğin iletim biçimleri kökünden sarsıldı, yazılımların satın alınma ve kullanım biçimleri başkalaşım geçirdi, şu anda ulaşım, yemek, konaklama sektörleri kökten dönüşüme uğruyor… yazilim ve teknoloji, anladığınız her anlamda dünyayı yiyip yutuyor.

Otomotivin (ve özelde Bursa’nın) bundan etkilenmeyeceğini düşünmek safdillik olur.

Craigslist sitesi son derece kullanışlı, basit seri ilanlar özelliği ile ABD’de gazeteleri batırdı. Otomotivle ilgilenen insanların bu bilgiyi kendi sektörleriyle ilgili değerlendirmelerinde fayda var. “Bize birşey olmaz” yaklaşımının en hızlı haksız çıktığı yılları yaşıyoruz.

Ne yapmalı ?

BTSO’nun kümelenme ile ilgili yaptığı çalışmaları ve Bursa’da sanayiye vizyon katma girişimlerini olumlu bulmakla birlikte, özellikle melek yatırımcılar ağı oluşturulması ile ilgili hedeflerini hızlandırmaları gerektiğine inanıyorum. Bursa’da teknoloji / sanayi işbirliğinde, özellikle 3B yazıcı teknolojisi şirketlerine yatırım yapılarak yeni teknolojilerin hızlı adapte edilmesi, hızlı prototipleme, simulasyon ve nesnelerin interneti konseptlerinin içselleştirilmesi ancak ana sanayiden (veya daha üstte, hükümet insiyatifi ile) başlayabilir. Bu teknolojiler ve yapabilecekleri tam anlaşılmadığı taktirde işsiz kalacak işgücünün değişime uyumlulaştırma eğitimi, yönlendirilmesi ve akılcı planlama ile bunu aşmamız ve aynı bir sörfçü gibi dalganın üzerinde rekabet avantajına sahip olacak şekilde kalmamız mümkün.

ABD’de Apalacchian dağlarında, bir zamanlar ABD sanayisini destekleyen kömür madenleri bulunur. Modern ve daha verimli enerjilerin kullanılmaya başlanması ile birlikte bölge boşalır, sosyal problemler başgösterir, geleceksizlik duygusu insanların üzerine çöker. ABD’li fotoğrafçı dostum Ken Light’ın bu fenomeni anlatan “Kömür Boşluğu” adlı bir kitabı vardır. Apalacchian bölgesi insanlarının yenilenebilir enerji üretecek vizyon ve şansları belki yoktu. Ama onların yazgısı, dünyada gelmekte olan değişime ayak uyduramayan tüm toplulukların başına gelebilir. Buna biz de dahiliz.

Dalganın üzerinde kalmak için, daha hızlı kulaç atmamız gerek.

Okuduğunuz için teşekkürler.