Değerli fotoğraf dostları,

2006 yılından bu yana üyesi olduğum Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği üyeliğinden, 15 Temmuz 2013 tarihi itibariyle ayrılmak üzere dilekçemi dün (9 Temmuz 2013) Bufsad Yönetim Kurulu’na verdim. Konuyla ilgili açıklayıcı metni aşağıda bulabilirsiniz.

Esenlikli günler dileklerimle…

Utku Kaynar


9 Temmuz 2013 - Salı

Değerli Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği Üyeleri,

2006’da başladığım Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği üyeliğimi, bu genel kurulu takiben, 15 Temmuz 2013 tarihi itibariyle noktalıyorum.

Konunun yanlış anlaşılmasını istemem, bu kararın yapılacak olan seçimde ortaya çıkacak listelerin sayısı veya kazanacak adayların kimliği ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu kararı zaten uzun bir süredir değerlendiriyordum. Nedenlerini aşağıda bulacaksınız.

Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği, benim içinde yer alıp yol arkadaşlarımla birlikte emek verdiğim dönemde önemli başarılar elde etti. Başarılar elbette şahsıma değil, çok geniş bir ekibe aittir, ancak gelinen noktada, her ne kadar pervasızca yıpratılıyor da olsa, kurum kimliğinin sembolleri olan mekanlar, verilen eğitimler, yapılan yayınlar ve etkinlikler çok önemli bir ilerlemeye delil sayılabilir.  Özellikle, yalnızca Bursa’da değil, Türkiye’de önemli bir adım sayılabilecek olan fotoğraf festivalimiz, kültür ve fotoğraf çevremizin gelişimine şimdiden anlamlı bir katkıdır. Tüm dünyadan ustaların ve sanatçıların ülkemiz fotoğrafıyla harman olduğu festival ülkemizde bir ilktir ve umuyorum ki önümüzdeki yıllarda daha büyük bir uluslararası kimlik ve misyon kazanarak Türkiye’nin yüz akı sanat etkinliklerinden biri olmaya devam edecektir. 

Bu festivalin, ortada henüz hiçbirşey yokken 2009 yılında nasıl planlanmaya başlandığı, o dönemde toplantılara katılan üyelerimizin malumudur. Öykünün kalanı, Bursa Fotofest kataloğundan okunabilir.  Sorulması gereken soru şudur, bütün bu işler neden Ankara’da, İstanbul’da, İzmir ya da Diyarbakır’da değil, Bursa’da mümkün oldu? Şüphesiz ki, bu meselelere ihlasla, ciddiyetle sarılan kadroların bunda önemli bir payı bulunmaktadır. Bu ciddiyet ve proje mantığı, inanıyorum ki Bufsad’da gelecek nesillerin sahip çıkacakları bir kavram olacaktır. 

İçimde, önemli işleri başarmış olmanın tatlı hazzı var. 

Değerli dostlar, ben Bufsad içinde elele verip Türkiye fotoğrafına hizmet edelim gayesi ile görevler aldım.  2013 yılında, özgür medyasının, bağımsız fotoğraf sanatçılarının, fotoğraf müzayedelerinin, galeri, koleksiyonerlik, müze vb yapıların çok sınırlı olduğu, fotoğrafın küçük bir değer ifade ettiği Türkiye fotoğraf ortamının dünya fotoğrafı karşısındaki hali ve amatör fotoğraf derneklerin sırtına haksız biçimde yüklenmiş olan misyon gerçekten acıklıdır. 

Bunları rakamlarla ifade etmek bu mektubun kapsamını aşar, ancak şunları tespit ederek tarihe not düşmek mümkündür; 

Ülkemizde çok şey “mış” gibi yapılmakta, fotoğraf ta bu durumdan nasibini almaktadır. Tekil fotoğraflar üzerinden kazanılan gündelik başarılar “sanat” olarak sunulmakta, fotoğraf derneklerinden de bu mekanizmaya insan (daha doğrusu alkışçı) yetiştirmesi beklenmektedir. 

Eleştirinin hemen hemen tamamıyle şemalar üzerinden, şekilci yaklaşımlarla yapıldığı, yani yapılamadığı dernek ortamında, daha yüksek kültüre yönelik bir arayış dışlanmıyorsa bile, ötekileştirilmektedir.  Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı kimse (Bkz. TDK Sözlüğü) anlamına gelen amatörlük “tu kaka” edilmekte, sanatın bir kültür işi, sanatçının da bir kültür insanı olduğu yadsınarak “tek çiçekle bahar” benzeri “sanatçılar” yaratılmaktadır.  

Seksenli yılların ortalarından kalan eğitim sistemleri ile dernekler, temel sanat bilgisine hemen hemen hiç değinmeden “temel” fotoğraf eğitimi vermektedir. O eğitimlerden mezun olanlar -ki buna ben de dahilim- kendilerini geliştirmedikleri sürece, mevcut değirmene su taşımaktan öteye gidememektedir.  Tüm bunlardan beslenen ve dönüp yine aynı ortamı besleyen yarışmalar, portfolyosuz fotoğrafçı, kültürsüz sanat, amatör profesyonellik çelişkilerini besleyerek kısırdöngünün sürmesini sağlamaktadır.  Tüm dünyada böyledir, sanatı tam zamanlı, zanaatının kavramsal yapısına hakim sanatçılar yapar ve biz amatörler, sanatçı değiliz. 

Amatör fotoğraf derneği, tanımı itibariyle amatörlerden oluşan, belirli bir hevesi tatmin etmeye dönük bir yapıdır. Hepimiz fotoğrafı seviyoruz, fotoğraf çekmek istiyoruz. Hiçbirimiz yaptığımızı daha ciddi olarak yapmak zorunda değiliz, sadece fotoğrafı paylaşmak istiyoruz. Paylaşımın sınırlı olduğu, internetin icat edilmediği yıllarda bu ihtiyaç ancak fotoğraf dernekleri tarafından karşılanabiliyordu. 

Şimdi, tüm hayatımızın “paylaşım” olduğu, yaşamımızı içine “boca ettiğimiz” sosyal medya ile devrim yapılabilen bu çağda, amatör fotoğraf derneğinin kendisine yeni bir rol tanımlaması gerekmektedir. Bir sanat kurumu mu olacaktır, yoksa “dostluk” parfümlü, “sanatçı” vitrinli bir gezi ve yarışma kulübü mü?  İkincisini evinizin salonunda arkadaşlarınızla zahmetsizce kurmanız mümkün olduğuna göre, cevap bellidir.  Dernekten temellenen bir sanat kurumu ancak kendi amatörlüğünün tevazuunda, prestij, maddi beklenti veya kazanç iddiasından uzakta, fotoğrafın çağdaş, evrensel doğrusuna hizmet etmeye ve ülke fotoğrafçılarını, fotoğrafını tanıtmaya yönelik bireylerin biraraya gelmesi ve kendilerini değil, kurumu ön plana çıkarması ile mümkün olur. 

Benim inancım bu. Yapmaya çalıştığım da buydu.

Ne var ki Bufsad’da giderek popülarite kazandığını gördüğüm anlayış, bunun tam tersi yönde hareket ettiğimizi göstermektedir; yukarıda tanımladığım türden bir “gezi ve yarışma” kulübü.  Benim inandığım, anladığım, üye olduğum, başarılı olması için fedakarlık ettiğim Bufsad bu değil. İlkelerim gereği, misyonuna inanmadığım bir derneğin üyeliğinde kalmam da mümkün değil. 

Genel kurula günler kala, ismi geçen adayların kendilerini deklare etmediklerini de göz önüne alarak, kalan sürede uygun gördüğüm bir aday olursa oyumu kullandıktan sonra ayrılmayı planladım. Elbette, ne fotoğrafı bırakmak ne de katılmak istediğim etkinliklerden geri durmak söz konusu değil, fotoğraf alanında üretmeye, fotoğrafı sevmeye ve vizyon açan etkinliklere katılmaya  devam edeceğim. 

Ve elbette, çok sevdiğim Bursa’da yapılandırılmış bir fotoğraf müzesinin ve uluslararası standartlarla eğitim veren bir fotoğraf okulunun düşünü kurmaya devam edeceğim.  Kimbilir, belki bir gün olur…  Niyetim kimseyi suçlamak, kırmak, ya da bir zülfüyare dokunmak değildir. Her Bufsad üyesi, önemli ve özeldir. Ben sadece kendi ilkelerimin gereğini yapmaya çalışıyorum. Dileğim, Bufsad’ın 27 yılda tüm başkanlar, yönetimler ve üyeler tarafından taş üstüne taş konarak yaptığı yolculuğun bir STK ve sanat kurumu olma yolunda devam ettirilebilmesidir. 

Tüm bu duygu ve düşüncelerle, Bursa Fotoğraf Sanatı Derneğindeki üyeliğimden ve bağlı olarak TFSF, Bursa Fotofest gibi tüm yapılardaki temsiliyet görevlerimden de ayrıldığımı bildiriyor, Bufsad’a ve üyelerine çalışmalarında başarılar diliyorum. 

Saygılarımla,
Utku KAYNAR
16-0373 no’lu üye