Dikkat, çıkabilir!!

Onu tanıyorsunuz.

O göbeğini kaşır. Herhangi bir sorumluluk hissetmediği şeylerden ötürü insanlar rahatsızlığını dile getirdiğinde "göbeğini kaşıyan adam"dır o.

"Ne vınaklıyo bunlar" diye düşünür. Hem o ne zamandır, mesela bir yıldır filan fotoğraf çekmektedir. Geçenlerde yeni başlayan bir çocuk gelip soru sorduğunda nasıl da gururlanmıştır...

Bildiği tek fotoğraf biçimi, kendisine öğretilen "abc" dir ve bundan dışarı çıkmaz. Çıkanların, "hoca"ların kurallarını yıkan haddini bilmezler olduğunu düşünür.

Sümüklü çocuğu kadrajda üçte bire oturtur. Arkadaki karışıklığı photoshop'ta halledecektir nasıl olsa.

Her yaşlı, buruşuk suratlı köylü teyze fotoğraftır onun için, bir şehirli edasıyla nasılsın teyze demeyi, "Gonya'da gonuştuk" demeyi halka yakınlık sayan büyüklerinden öğrenmiştir.

Ve yukarıdaki soruya yanıt verip fotoğrafını çektiren hiç bir "teyzesini" hatırlamaz.

Arşivindeki on bin küsür fotoğrafından on tanesini anca bastırmıştır. Basılı fotoğrafı, fuzuli masraf kabul eder. Sergi açmaktansa, iki üç sitede günün fotoğrafçısı seçilse onun için daha değerlidir.

Internette gösterilen her görüntüyü fotoğraf, söylenen her şeyi doğru zannetmektedir.

Portfolyosunda hem makro çekilmiş sinek, hem mimari, hem manzara, hem de mesela döküm işçisinin güzel fotoğraflarının bulunmasının iyi bir şey olduğunu düşünür.

İki saattir düzeltmekle uğraştığı portreyi fotoşoplarken, bir yandan da yeni katıldığı sitede günün fotoğrafçısı olmanın ne menem bir durum olduğunu merak etmektedir. Bu fotoğrafı yükleyince hepsini arayıp puan vermelerini isteyeceği için, aranacaklar listesindeki arkadaşlarını düşünmektedir.

Fotoğraf kitabı okumaz, merak edip kütüphaneye dahi bakmaz. Bunları alanlar paralı züppelerdir onun için.

Süreli yayınları takip etmez.

Çok gerekiyorsa, merak edip "bi bakıver ne diyor" diye sorduğu hocası, kankaları vardır.

Onun için gereksiz bir zahmettir bu.

Rembrandt'ı duymamıştır, Van Gogh'u kulağını kesmesinden bilir. Sanat akımlarının bir ikisinin adını bilse amma da entel olacaktır ama, neyse...

Şiir onun için ilkokuldan nahoş bir anıdır. Edebiyat ise son çıkan Metal Fırtına romanı.

Dünyanın her tarafından fotoğrafçılar yaşadığı kente geldiğinde, evinde sakin sakin "Yaprak Dökümü" seyretmektedir. Zaten o adam veya kadın ne söyleyecektir ki, onun bilmediği?

Ayrıca bu akşam o dizide Ferhunde'nin ne diyeceği daha önemlidir.

Salgado'yu Real Madrid'li futbolcu zannetmektedir.

Tüm bu ciddi konular onu sıkar, fotoğraf bir eğlence aracıdır sadece. Başkaları çok ciddiye almaktadır.

Fotoğraf merkezleri, dernekler, okullar onun için ikamesi internette bulunan şeylerdir. Internette her şey yapılabildiğine göre, neden sergi de açılmasın, fotoğraf günleri filan orada yapılmasındır?

Göbeğini kaşıyan fotoğrafçıdır o.

Bulunduğu kentte söyleşiler, sergiler, festivaller, bienaller yapıldığında bıyık altından gülmektedir.

Ve bu ülkenin fotoğrafında bugünkü hakim renk, ne yazık ki onun tonlarından bezelidir.