O göbeğini kaşır. Herhangi bir sorumluluk hissetmediği şeylerden ötürü insanlar rahatsızlığını dile getirdiğinde “göbeğini kaşıyan adam”dır o.

(...)

Bildiği tek fotoğraf biçimi, kendisine öğretilen “abc” dir ve bundan dışarı çıkmaz. Çıkanların, “hoca”ların kurallarını yıkan haddini bilmezler olduğunu düşünür.

(...)

İki saattir düzeltmekle uğraştığı portreyi fotoşoplarken, bir yandan da yeni katıldığı sitede günün fotoğrafçısı olmanın ne menem bir durum olduğunu merak etmektedir. Bu fotoğrafı yükleyince hepsini arayıp puan vermelerini isteyeceği için, aranacaklar listesindeki arkadaşlarını düşünmektedir.

(...)

Rembrandt’ı duymamıştır, Van Gogh’u kulağını kesmesinden bilir. Sanat akımlarının bir ikisinin adını bilse amma da entel olacaktır ama, neyse…

(...)

Fotoğraf merkezleri, dernekler, okullar onun için ikamesi internette bulunan şeylerdir. Internette her şey yapılabildiğine göre, neden sergi de açılmasın, fotoğraf günleri filan orada yapılmasındır?

Göbeğini kaşıyan fotoğrafçıdır o.

Bulunduğu kentte söyleşiler, sergiler, festivaller, bienaller yapıldığında bıyık altından gülmektedir.

Ve bu ülkenin fotoğrafında bugünkü hakim renk, ne yazık ki onun tonlarından bezelidir.

Pencerenin dışından kuş sesleri geliyor.

Yukarıda okuduğunuz satırlar, bu sitede on beş gün önce yazılan "Göbeğini Kaşıyan Fotoğrafçı" başlıklı yazıdan.

Saat sabahın ikisi, ve ben bu yazıyı onuncu defa okuyorum, onbirinci gözden geçiriyorum.

Cümleleri geçtim, kelime kelime tekrarlayarak...

Neden?

Çünkü yaşamımda son dört yıldır çok önemli yer tutan, Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Bursa fotograf_sanati Derneği'nin bazı üyelerini bu yazıyla çok üzmüşüm.

Bazı dostlar, bu yazıda geçen ifadeleri üzerlerine alınmışlar.

Ceza yasalarında, "Kastı Aşan Müessir Fiil" diye bir terim vardır. Genelde istemeden adam öldürme olarak tecelli eder. Özü şudur, eyleminiz amacını aşar, karşınızdakine zarar verirsiniz. Nereden mi biliyorum? Annem avukattır, tüm çocukluğum bu gibi terimlerle geçti.

Şunun altını kalın bir kırmızı kalemle çizeyim : Bu yazıda sözü edilen karikatürün, BUFSAD'ı geçiniz herhangi bir dernekle ilgisi yoktur. Zira kendisi bu gibi olguların, derneklerin eşleniğini internette aramakta ve bulduğunu zannetmektedir.

Fotoğrafta öğrendiği standart kuralların ötesine bakma zahmetine katlanmamaktadır. Tabularına ve statükoya bağını kesmemektedir. Sanal derecelerin, gerçek başarı ve katkılardan daha gerçek olduğunu düşünmektedir.

Buraya kadar bir sorun yok. Herkes tek tip olmak zorunda değil.

Esas tehlike şudur ki, fiziksel örgütlenme ve yan yana durabilme dirayeti, yani bir derneğe üye olma, yüz yüze bakabilme, eleştiri yapabilme, seviyeli tartışma, bağlılık, tahammül, saygı ve takdir yeteneği giderek yukarıda verilen karikatürün değerleri tarafından tehdit edilmektedir.

Çünkü oldukça arabesk biçimde fotoğrafı yukarıda betimlenen şekilde ciddiye alanların sayısı ve gördükleri saygı, almayanların cüreti arttıkça azalmaktadır.

Yüzyüze olduğumuz esas tehlike kanımca budur.

Yazının geneline bakıldığında ve yazı bütünüyle okunduğunda bu anlaşılsa da, itiraf ediyorum ki cümleler üzerinden yorumlanınca "kastı aşan müessir fiil" doğuyor. Bu şekilde anlaşıldığı için üzgünüm.

© Getty Images

Yanyana Durabilmek

BUFSAD, üyesi ve yöneticisi olduğum yılların öncesinden başlayan ve ne mutlu ki benim de mütevazı katkılarımla süren bir dinamizme sahip. Bu dinamiğe sahip olmasının nedeni sadece, durup dinlenmeden iyi fotoğraf üretmek için kapısının önünden dünyanın öbür ucuna dek düşünen, üreten ve fotoğraflayan üyeleri değil.

Yılda 300'den fazla kişiye vermekte olduğu temel fotoğraf eğitimi semineri de değil. Sadece 2009'da, 250'nin üzerinde sergileme, 70 mansiyon ve 13 madalya ile Uluslararası Fotoğraf Yarışmaları'nda kazanılan başarılar veya atölyelerinin Bursa'nın gündemini değiştirme gücündeki projeleri de değil. Her yıl gelen uluslararası sanatçılar, ödüller de...

Bunlar şimdi söyleyeceğim şeyin sonuçları.

BUFSAD bu ülkenin en dinamik derneklerinden biri, çünkü üyeleri bir bütün olarak birbirinin omuz başında durabiliyor. Bu nedenle çok değerli.

Bu ülkede, herşeyin sanallaştığı günümüzde fiziken ve ruhen yan yana durabilmek becerisi, sabahın bu kör karanlığında penceremin dışından gelen kuş sesleri gibi nadir bulunan güzelliklerden biri oldu artık.

Yanıbaşınıza baktığınızda, orada size destek olmaya hazır bir dostu bulmak. Aidiyet, bağlılık ve içtenlikten örülü bir istinat duvarı.

BUFSAD bu ülkenin en dinamik fotoğraf derneklerinden biri, çünkü üyeleri hep aynı fikirde olmasalar da yanları başındakilere omuz veriyorlar.

Ve takdir edersiniz ki dostlar, insanlar yanları başındakine el, omuz verirken; göbeklerini kaşıyacak bir uzuvları kalmıyor.

Ne mutlu ki, dışarıdaki karanlıkta hala kuşlar ötüyor.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Utku