Fotoğraf bugün bizim anladığımız, bildiğimiz anlamda fotoğraf olduysa bunda kitlelere görsel haberlerin ulaşmasını sağlayan fotojurnalizm disiplininin, bir başka deyişle Capa'lar, Bresson'lar, Smith'ler tarafından geliştirilen foto-röportaj geleneğinin büyük etkisi var.

Ancak bunların hepsi artık değişiyor. Çünkü internet var.

Artık gazeteler, basılı yayın taraflarını kapatıp tamamen internet haberciliğine yöneliyorlar. Artık internet, bizim gerçek anlamda haber alma mecramız olmaya başladı.

Bunun nasıl sonuçları olacak ?

David Campbell, "Revolutions in the Media Economy" isimli dört bölümlük yazısında teknolojideki yeni gelişmelerin medya ekonomisini nasıl etkileyeceğini sorgulamakta. Yazı ve içindeki bağlantıları özellikle öneriyorum.

Fotoğrafın, özellikle de 20.YY'da çok önemli yer tutan fotojurnalizmin geleceğini, internet, sosyal ağlar ve hareketli görüntünün nasıl bir arada kullanıldığı belirleyecek.

Sebastiao Salgado, Amazonas Images web sitesinde çektiği fotoğrafları projenin bitiminden 4 yıl önce paylaşmaya başladı bile. Aynı sitede, Video'lar kısmından Salgado'nun halen ilkel halde yaşayan yerli halklar arasında nasıl yaşadığını ve çekimler yaptığını da görebiliyorsunuz.

New York Times, dünyanın en prestijli yayın organlarından biri, 2008 Ekim ayında "Ölen Bir Disiplin İçin Ağıt" isimli bir makale yayınladı. Makalede, aynı tarihlerde Perpignan'da yapılan Visa Pour l'Image festivaline de damgasını vuran Gamma fotoğraf ajansının yaşadığı kriz gündemdeydi.

Bugün, uluslararası fotojurnalizmin ağababaları sayılabilecek fotoğraf ajanslarının tamamı, aynı zamanda bu ajanslara iş sağlayan dergiler de dahil olmak üzere eskinden ödenen ücretlerin geçerli olamayacağını, artık başka "iş modellerinin" geçerli olması gerektiğini belirtiyorlar.

Neden?

Time, Yeni Cimrilik Hareketi Sayısı, 17 Nisan 2009

Time dergisinin 17 Nisan 2009'da yayınlanan sayısının kapak fotoğrafı, iStockPhoto üzerinden 30$'a satın alındı. Dergi 3.4 milyon adet basılmıştı.

Eskiden, Time dergisinin dünya baskısında kapakta çıkacak bir fotoğraf için fotoğrafçıya rahatlıkla 10,000 USD ödenebilirdi. Yalnızca herhangi bir ülkenin yerel baskısında kullanılacak fotoğraflar için 500USD çok ucuz bir meblağ sayılmaktaydı.

Artık Amerika'da gazeteler, dergiler kadrolu muhabirler yerine serbest çalışan (freelance - ve dolayısıyla daha ucuz) isimlerle çalışmaya başladılar.

Geçtiğimiz haftalarda, İtalya'nın en büyük fotoğraf ajanslarından biri olan Grazia Neri faaliyetini durdurma kararı verdi.  Ajans 40 yıldır hizmet veriyordu ve İtalya'nın en ileri gazetecilik okullarından biri olarak bilinir.

Şimdi bütün foto-muhabirliği, fotojurnalizm, belgesel fotoğraf camiası bunu tartışıyor :

Bildiğimiz fotoğrafın sonu geldi mi?

teknolojideki gelişmelere bir bakın : Artık cebinize sığan boyutlarda fotoğraf makineleri True HD (1980x1020p) video çekimi ve ses kaydı yapabiliyorlar. Canon EOS 5D Mark II, küçük sensörlü video kameralar tarafından yaklaşılamayacak çözünürlük (21.1 MP) ve aynı nedene dayanan alan derinliği özellikleri ile pek çok video kameranın yapamayacağı kalitede hareketli görüntü kaydını bir fotoğraf makinesi içine sığdırdı.

Bu, fotoğraf makineleri ile video kameralar arasındaki yüz yıllık duvarın yıkılması demek.

Eğer isterseniz, Mark II'ye ses kaydı için stereo mikrofon da takabiliyorsunuz, hot shoe girişinden.

BUFSAD Belgesel Atölyesi, artık çekime götürdüğü ve 11 MP Raw çekebilen ancak cebe sığan G10 veya G11'lerle video ve ses kaydı yapıyor.

Peki sonuçlardan ne haber ?

Ben söyleyeyim : Artık giderek daha az insan kitap okuyor veya sergilere gidiyor. Artık basılı fotoğrafın önemi (bu içimizi acıtsa da) giderek daha azalıyor ve internet, insanların bilgi alma mecrası olarak daha fazla ön plana çıkmakta.

Marshall McLuhan, "Understanding Media, The Extensions of Man" isimli 1964 tarihli kitabında iletişim konseptini temelden değiştirecek bir kavram ortaya attı : The Medium is the Message, yani mesajın iletildiği ortam, mesajın ta kendisidir!

Çünkü, mesajın iletildiği ortam (televizyon, basılı yayın, internet vb.) mesajın nasıl algılandığını doğrudan etkileyecektir.

Internette gördüğünüz fotoğraflarla basılı yayınlarda gördüğünüz fotoğraflara verdiğiniz tepkileri bir düşünün.

Medium is the message, kitabın basımından 45 yıl sonra ve belki de en çok bugün doğrudur!

Internet, belgesel fotoğrafın temel taşlarını yerinden oynattığı için artık multimedia journalism (çoklu ortam gazeteciliği) veya hem video hem de sabit görüntüyü birleştiren görsel gazetecilik (visual journalism) gibi kavramlarla karşılaşıyoruz.

Şimdi hepimizi korkutan şeyi söyleyelim : Basılı gazetelerin sonu, artık yakın. Bu nedenle hurriyet.com.tr'de WebTV gibi uygulamalar görmeye başladınız. Ancak, Leo Hsu'nun Foto8'de çıkan "Gazetelerin Sonu" yazısından hareketle, gazeteler, gazetelerin finansal gücünden kaynaklanan etik standartlar (uluslararası medyadan bahsediyorum) olmaksızın, fotoğrafların doğruyu söylediğinden nasıl emin olacağız?

Fotoğraf Yeni Gelişmelerden Nasıl Dersler Çıkartabilir

Kısaca söylemek gerekiyorsa, internet fotoğrafçılar için artık sadece bir vitrin olma özelliğini, fotoğrafçının diğer mecralarda ürettiği işlere ilgi çeken bir araç olma özelliğini yitiriyor, ve onun yerine çok daha güçlü bir konum koyuyor : Fotoğrafçının ana iletişim alanı.

  • Fotoğrafçılar artık internette varolmak zorunda.
  • Internette varolmak, özellikle belgesel / fotojurnalistik disiplin için multimedya kullanılan hikayeler üretmek demek. (Unutmayalım, medium is the message)
  • Bu da fotoğrafçıların artık sadece fotoğrafla değil ses kaydı, video ve fotoğrafı aynı ortamda birleştirmesi anlamına geliyor.
  • Fotoğrafçının elinde fotoğraftan gayrı bu denli zengin kaynağın olması, fotoğrafçıya hikayenin anlatımı noktasında daha geniş bir kontrol verecek.
  • Görsel hikayelerin anlamı doğrudan kontrol edilemese de, hikaye bir anlatım yoluyla yönetilebilir hale gelecek.
  • Tüm bunlar, geleneksel medyayı izlemeyen genç nüfusun internet yoluyla daha fazla paylaşmasına olanak sağlayacak.
  • Sosyal ağlar üzerinden paylaşım, geleneksel medyanın yayılma metodlarından çok daha etkili.

Geleceğin Hikayeleri

Ünlü fotoğraf editörü Fred Ritchin,  "Yeni bir Görsel Gazetecilik" başlıklı yazısında, foto-gazeteciliğin daha geniş bir konsepte evrim geçirdiğini yazıyor. Bu evrim, video, ses, metin, röportajlar, hatta cep telefonları, sıralı düzenleme (sequential editing) ile şekillenecek. Lineer olmayan (linkler ve hipertext ile genişlemiş) hikaye formatları bizlerin çok daha yaratıcı olmasını gerektirecek.

Tüm bunlar, bizlerin fotoğrafın yeni çağında olduğumuz durumu, aynen Dagerotip fotoğrafçılarının o dönemki fotoğrafın başlangıcında olduğu duruma benzetiyor.

Henüz çok az şey biliyoruz ve keşfedecek çok şey var.

Bu çerçevede, izlediğim MediaStorm, Interactive Narratives gibi sitelerde gördüklerime dayanarak söylemek istiyorum. Fotoğrafı sadece yarışmalar veya eşe dosta göstermek için değil, hikayeler anlatmak için de kullananlar :

Uyanın! Bildiğimiz anlamda fotoğraf öldü, ve önümüzde keşfedecek yeni topraklar var.

Bu konuda düşünen herkesi bu yazının sonundaki yorum bölümünde düşüncelerini paylaşmaya davet ediyorum.