Eğer fotoğrafınızdaki kayıp bileşeni arıyorsanız, cevabı burada. Fotoğraflarınızı iyi, güzel veya harika kılan şey; ekipman, sizin onu çekerken kullandığınız monopod, kursta hocanızın söyledikleri veya dün fotoğraf paylaşım sitesine yüklediğiniz fotoğraflara gelen eleştriler değildir.

Fotoğraflarınız, sizin gözlem gücünüzün, hayal edebilme kapasitenizin, anlık karar verebilme becerinizin seçimlerinize yansımasıyla yükselir, veya alçalır.

Bir başka deyişle, fotoğraf teknolojinin bir fonksiyonu değil, farkındalığın gücünün ifadesidir.

Bu her zaman biraz şanstır, ancak siz de onu kabul etmeye hazır olmalısınız - Henri Cartier Bresson

Fotoğraf makinanızın ne kadar iyi fotoğraflar çektiğinizle hiç bir ilgisi yoktur. Elbette ki teknik kısmı halletmek zorundasınız, ancak bunu sadece siz tamamıyle hakim olana dek yoldan çekilmesi gereken bir yük gibi görmelisiniz, velinimet gibi değil. Esas zor kısmı teknikten sonra gelir.

Zor olan, fotoğraflarınızla birşeyler söylemenizdir.

Fotoğraf bir sanattır ve bu nedenle de son derece soyut, kişisel bir şeydir. Dolayısıyla pek çok insana anlaması zor gelir. Suçu makinaya atmak, ekipmanları yarıştırmak, başkalarının çektiği fotoğrafların aynısını veya benzerini çekmek ve bu yolla kendine bir kariyer yapmak kolaydır.

Ancak yaratıcılık ile taklitçilik nadiren aynı yolda yürür.

Mantıklı insanlar kendilerini dünyaya uydurur. Mantıklı olmayanlarsa, dünyayı kendilerine uydurmaya çalışır.
Öyleyse rahatlıkla söyleyebiliriz ki, insanlığın bütün ilerlemesi mantıksız insanlardan gelmektedir.
George Bernard Shaw

Rahatlıkla söyleyebilirim ki, bütün makineler -özellikle dijital olanlar- kullanımda benzer kalitede sonuçlar verebilir. Gerçek farklılık, makinanın gerçek dünya koşullarına fotoğrafınızı uydurmakta yapılması zorunlu ayarların ne kadar kolay yapıldığı veya mümkün olup olmadığıdır.

Bir açıdan fotoğraf golfe benzer, marjinal farklılıklar elde etmek için çok çalışmanız gerekir ve her ikisinde de çok çok az insana oyunu oynasınlar diye para ödenir. İkisinde de gelişmek ve olgunlaşmak yıllar alır. Çoğu golf oyuncusu yıllar boyunca oynasa bile deliğe topu ilk seferde sokmayı başaramaz. Fotoğrafın farklı olacağını neden düşündünüz ki?

Bu girizgahtan sonra, gerçekten iyi fotoğrafların nasıl yapıldığına geçebiliriz.

Sabır

Eğer tek bir önemli kriter varsa, bu odur. Takvim bekleyemezsiniz, dışarı çıkarsınız. Konunuzun olduğu bölgeye gider ve sabırla ışıkla birlikte koşulların olgunlaşmasını beklersiniz. Pek çok ikonik fotoğraf konuyu (ister belgesel olsun, isterse manzara) uzun zaman boyunca gözlemleyip tatmin etmeyen çekimler yapıldıktan sonra tekrar dönüp yapılan o son çekimle ortaya çıkmıştır. Gerçek fotoğrafçıların sıradanı sıradışı göstermelerinin yolu budur.

Fotoğrafçı olmayan birileri ile çekime gitiyseniz zamanınızı kendiniz yönetin. Onlar uyurken veya yemek yerken siz fotoğraf çekiyor olabilirsiniz. Kendinizi çekim gezilerinin zaman sınırları ile değil, yaratıcılığınızın limitleri ile doğrulamaya çalışın.

Bu adam, Michel Fatali web sitesindeki fotoğrafların saha notları (field notes) kısmına ışık için ne kadar beklediğini de yazmaktadır. İncelerseniz bir fotoğraf için günlerce beklediğini göreceksiniz. Bu size çekim gezisi gibi geliyor mu?

Sabredin. Parlak fikirler takvimlerle çalışmaz.

Gözlerinizi açın

"Kompozisyon görmenin en güçlü yoludur." - Edward Weston

İnsanın yaptıkça geliştirdiği yetilerinden birisi de görmektir. Baktıkça, ki bu kesinlikle görmek ile aynı şey değildir, daha çok şey görürsünüz. En olağandışı şeyler kapınızın hemen dışında gerçekleşiyor olabilir, ancak siz görmelisiniz.

BUFSAD eski başkanı ve eğitmeni Osman Önder, fotoğrafa giriş derslerinde bu ilkeye vurgu yapmak için çalıştığı şirketin çevresinde yaptığı çekimlerden şirket çalışanlarına yaptığı dia gösterisinde, çalışanlardan hiç birinin fotoğrafların nerede çekildiğini anlayamadığını anlatır.

Bakmak ile görmek aynı şey değildir. Fotoğraf fırsatları her yerdedir, dikkat edin, gözlerinizi açın ve onları arayın.

Osman Önder, Selçuk Deve Güreşleri 2009

Tekillik

Arkadaşlarla çekime gitmeyi kim sevmez? Bununla birlikte, fotoğraf yalnız yapılan bir uğraştır. Arkadaşlarınızla yaptığınız fotoğrafçılığın tüm keyfine rağmen, araya karışmak, mekanla, insanla bütünleşmek, rahatsız edilmemek şarttır. Bunun için, grup bir mekana vardığında derhal ayrılmalı ve herkes kendi fotoğrafını aramalıdır.

Michael Kenna, bize mekanların sesini duyuran fotoğraflarını çekebilmek adına, asistan kullanmayı reddetmektedir.

Taushubetsu Bridge, Nukabira, Hokkaido, Japan, 2008

Tutku

Ah evet. Burası önemli.

Fotoğraf bir tutkuyu iletmek ve aynı kıvılcımı başka bir insanın ruhunda ve aklında çaktırmaktır. Konunuzu önemsemiyorsanız, sonuçlar bayağı replikasyonların üzerine çıkamayacaktır. Önemseyin, inanılmaz şeyler olacaktır. Önemsemeyin, hızlı unutulursunuz.

Beni çeken bir şey görürsem, bir fotoğraf yaparım. Duygumu açıklamaya kalkmam. - Ansel Adams

Fotoğraf bir tutku iletimi sanatıdır. Fotoğrafladığınız şey hakkında tutku duymuyorsanız sonuçlarınızdan çok şey beklemeyin. Bir kaç ışığın bol olsun alırsınız, o kadar. Fotoğraf teknik veya ekipman ile ilgili değildir, bir düşünceyi, bir fikri, bir konsepti veya herhangi bir şeyi paylaşmak ile, yansıtmak ile ilgilidir, çoğunlukla tamamen yabancılara. Fotoğrafınızın etkili olması için mesajınızın berrak olması gereklidir. Büyük usta Ansel Adams'ın dediği gibi, "kötü bir fikrin keskin bir fotoğrafından daha kötü bir şey yoktur."

Bu nedenle harika bir fotoğraf makinesini bir yerlere doğrultuvermek sonuç getirmez. Ne söylediğinizi bilmek ve onu görsel dilde yüksek sesle ve açık açık söylemek, insanların aklında kalacak bir fotoğraf yaratacaktır. Fotoğrafınız size hiçbir şey söylemiyorsa, başkalarına daha da azını söyleyecektir.

Dolayısıyla makinalarınızın bununla bir ilgisi yoktur. Fotoğraf dünyasındaki insanların 99%'u daha iyi fotoğraflar çekmek için daha çok para harcamaları gerektiğini düşünür. Ancak bununla orantılı sabır, dikkat, emek ayırmazlar. Siz onlardan olmayın, otomatik olarak en seçkin ve yaratıma daha yakın 1%'in içine gireceksiniz.

Dolayısıyla konunuza konsantre olmanız başarının ön koşuludur. Ne çektiğinizi bilmek, söz gelimi insanlarla sohbet etmek, zaman geçirmek, ta ki torunlarının hangi lisede okuduğunu öğrenene kadar fotoğraf çekmemek, makineyi çantadan çıkarmamak işe yarar.

İnsanlar gerçek saygıyı ve samimiyeti hemen anlar.

Yaşlı Adam ve Eşi, Kenan Kaya, BUFSAD Belgesel Atölyesi

Kişi aynı işi sürekli yaparak hayatına devam edemez. Değişiklikleri algılamak ve onlara ayak uydurmak zorundadır. Fotoğrafta da böyledir, farklı açılardan bir kare, bir kare daha... Olana kadar çekersiniz. Ancak, bunu aynı konu için yapmak zorundasınız, sizi sonunda zenginleştirecek olan budur. Hayalgücünüzü kullanın ve düşünün. Bir olasılık daha deneyin, sonra bir tane daha.

Fotoğraf makinesi bir not defteri, doğrudan bir araç, aynı anda görsel kavramlarla sorular sorup yanıtlayan bir "an" ustasıdır. Dünyayı yorumlayabilmek için vizörün sınırladığı görüntüyle birleşmek gerekir. Bu tutum manevi bir disiplin, ince bir ruh ve geometri duygusu gerektirir. Objelerimizin seçiminde ne kadar tutumlu olursak, en yalın biçimlerimize o zaman ulaşabiliriz. Fotoğrafı kendimize ve çektiğimiz nesneye en büyük saygıyı hissederek çekmeliyiz. - Henri Cartier Bresson, Doğanın Resmini Arayış

Resim bir dahil etme sanatıdır. Fotoğraf ise, çıkartma. Herşeyi fotoğrafın içine sokmaya çalışmak kötü fotoğraf çekmenin en garantili yollarından biridir. Fotoğrafa katkı koymayan hiçbirşeyin fotoğrafta bulunmaması gerekir, yoksa konudan dikkatleri uzaklaştıracaktır. Az çoktur, çok ta az.

Samimiyet

Ekipmanınızın her bir nüansını iyice tanımanız çok çok önemlidir. Her bir duruma nasıl tepki verdiğini bilmeli, çıkacak sonucu gözünüzde canlandırabilmelisiniz. Ekipmanınızın gerçekliği nasıl tercüme edeceğini anlamanız gerekir.

Bunu becerebildiğinizde, çektiğiniz her fotoğraf görünmesini istediğiniz gibi oluşacaktır.

Beş makina kullanıp hepsinde mükemmeli yakalamak zordur. Bunun yerine, bir makina ve bir lens kullanıp her bir nüansını, nüvesini keşfedin. Eğer film ile çalışıyorsanız, hep aynı filmi kullanın. Sebastiao Salgado yaklaşık 40 yıldır aynı film ile çalışmaktadır. Bunun bir nedeni var, bunu düşünün.

Her yeni makinanın veya lensin peşinden koşarak zaman kaybetmeyin. Kendi ekipmanınızı anlayın. Bunu yaptığınızda, iyi fotoğraflar gelecektir. Yapmazsanız, şanslı olduğunuz anlar haricinde onları bulamayacaksınız.

Merak

Gerçekten, samimi bir ilgi ve keşfetme merakı duyduğunuz konuları fotoğraflayın. Fotoğraflarınızı başkalarının ilginç bulması, sizin konularınızı ilginç bulmanız ile başlar. Bu, işin başlangıç noktasıdır ve ister doğa, ister belgesel, ister portre bütün büyük sanatçılar ilgi duydukları konuları anlatırlar. Bu anneanneniz olabilir, bir çiçek, renkler, desenler, veya yan taraftaki hastanede tedavi gören kanser hastaları. Önemli olan sizin samimi bir ilgiyle, merak ederek ve fotoğrafı öncelikle anlamak için kullanmanızdır. Öncelikle anlamak için.

Kendi Vizyonunuzu İzleyin

Eğitmenleriniz gibi, hocalarınız gibi, ustalarınız gibi, internette görüp imrendikleriniz gibi fotoğraflar çekerseniz, fotoğraflarınız olsa olsa bu işten anlamayanların alkışladığı kaba kopyalar olur.

Kimsenin izinden gitmeyin. Kendi izinizi açın.

Kendiniz olun, tutkularınızı gösterin, başkalarının tutkularını kopya etmeye çalışmayın.

Dışarı çıkıp kendiniz olursanız, kendi ilgi ve merak duyduklarınızı göstermeye çalışırsanız, o zaman kendi tarzınız oluşacaktır. Başkalarının yaptıklarını yaptığınızda orjinal bir şey yapacağınızı asla, asla düşünmeyin.

Tutkulu olduğunuz bir konu bulun, bu çok basit birşey dahi olabilir, renkler ve küçük nesneler gibi. Fotoğrafını çekin ve bize gösterin. Çöp kutularını seviyorsanız, gidin onları çekin. Yollardaki lastik izleri mi? Şahane! Otoyol kenarında yetişen çiçekler mi? Süper! Biz daha önce daha iyisi çekilmiş fotoğrafların replikalarını merak etmiyoruz. Belki yarışmalarda işe yarayabilir. Ama yarışmaları kimin kazandığı, fotoğraf dünyasındaki en büyük balık hafıza konusudur : En çok bir yıl sonra kimse hatırlamaz!

"Bu fotoğrafı  neden çektin" diye sorulduğunda verecek kişisel bir yanıtınız olsun. Böylece, hatırlanacaksınız.

Duygularınızı iletin

Görme özürlü birine bir çiçeği anlatacak olsanız nereden başlarsınız ? Düşünün, ve uygulayın. Fotoğraf sadece gerçekliğin kaba bir replikasyonu değildir, fotoğraf sizin o gerçeklik hakkında ne hissettiğinizin de aynasıdır. Gördüklerinize anlam katmaya çalışın.

Sadece nitelik değil, nicelik

Gördükleri konunun tek bir fotoğrafını çekip oradan ayrılan (ve bunu her fotoğrafı için yapan) onlarca fotoğrafçı tanıyorum. Siz bunu yapmayın, ilginizi çeken bir şey gördüğünüzde, kompozisyonu gözünüzde canlandırdığınızda, küçük hareketlerle konumunuzu değiştirerek fotoğraf çekmeye devam edin. Hareketin veya olayın, veya geometrinin doğru anını bulacaksınız.

Işık

Bunu söylemek istemezdim, ancak kötü ışıkta çekilmiş harika kompozisyonlar hiç işe yaramaz. Işık fotoğraf çekecekseniz anlamanız gereken bir numaralı konudur. Işığı anlayın, nereden geliyor, yoğunluğu nasıl, kontrastı ne ? Eğitmenlerinize sorun, kitaplardan okuyun, ama mutlaka öğrenin.

Sabır

Biliyorum biliyorum. Yukarıda yazmıştım! Bir daha yazıyorum ki pekişsin. Sabrın önemi, bir fotoğrafçı için vazgeçilmezdir. Dünyanın en büyük fotoğraçıları, olanca yeteneklerine, birikimlerine, deneyimlerine ve ekipmanlarına rağmen konuları üzerinde yıllarca çalışır. Neden, düşünün.

Fotoğraflarınızı Seçerken

Ansel Adams, yılda bir tane iyi fotorğaf çekebiliyorsanız bu çok iyidir demişti.

Fotoğraf resim değildir. Fotoğrafçının çok fotoğraf çekmesi, daha sonra en iyilerini seçip geri kalanlarından kurtulacağı içindir. Portfolyonuzu ancak çektiğiniz en iyi fotoğraflar geliştirecektir. Sadece en iyi işlerinizi gösterin, vasatları ve işe yaramazları ayıklayın. Fotoğraf bir ayıklama sanatıdır, sadece çekerken değil, seçerken de.

"Az"ın gücü

Az ekipman aşıyın. Ünlü Amerikan alpinisti Steve House (meraklısı için, dağcılık ta ayrı bir sanattır) "Ekipmanınız basitleştikçe, edindiğiniz tecrübe zenginleşir" demişti. Aynı şey fotoğraf için de geçerlidir. Fotoğraf ekipmanınızın bir kısmına "sadece hava aldırmak" için onları her pazar yaylaya çıkarmanıza gerek yok.

Kuralların yanından geçin

İşte son madde. Kuralları unutun. Koşullanmalarınızı unutun. Bir konuyu üç yüz yıl önce bir rönesans ressamının anlattığı gibi anlatmak zorunda değilsiniz. Detaylara girin, yanından bakın, üstüne çıkın, alttan bakın. Bu fotoğraflar bildiğiniz tüm kompozisyon kurallarının yanından geçer, ancak yine de çok iyiler. Bakış noktanızı, lekelerin fotoğraftaki yerleşimini sürekli zorlayın. Alfred Stieglitz, muhtemelen dünyaya gelmiş en sert ve acımasız galeri sahibi ve eleştirmendi. O dahi şunu söylemiştir:

Eğer birisi kendi fotoğraf yolculuğuna, manipüle, hibrid veya herneyse o çıkacaksa, ve bu yolun sonu cehenneme çıkıyorsa dahi şunu söylerim "Git ve yap". Gidip yapmalıdır, yolun üzerindeki trafik ışıklarına da dikkat ederek. Velev ki dikkat etmeyecekse, o zaman da kırmızı da basıp geçmesini bilmelidir.

Bununla birlikte, eleştrinin kıymetini bilin. Nitelikli, olgun bir eleştiri size "ışığın bol olsun" diyen değildir. Teknik hede hödö ile kafanızı şişiren hiç değildir. Nitelikli eleştri şu soru ile başlar: "Bu fotoğrafı neden çektin?" Buna verilecek iyi bir yanıtınız yoksa, eleştirilmeye değer bir fotoğrafınız yok demektir.

Kendiniz olun. En önemli kural budur.

Kaynaklar : Bufsad, GeziFoto.com, KenRockwell.com, Luminous-landscape.com, Wikipedia