Yazının birinci bölümünü okumak için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz :

http://www.utkukaynar.com/blog/2009/09/01/bir-anlatim-dili-olarak-fotograf-1/

Geçtiğimiz bölümde fotoğrafın bir dil olarak öneminden ve bilgi içeriği açısından fotoğraf türlerinden söz etmiş, fotoğrafik dilin bileşenlerine grafik, ışık ve duygu ile bir giriş yapmıştık.

Bugün, bu dilin diğer öğelerini tartışmaya açmak istiyorum.

Kavramsal Karşıtlık (Juxtaposition)

Kavramsal karşıtlık fotoğrafçıların hizmetine sunulmuş en güçlü anlatım araçlarından biridir. İngilizce Juxtaposition olarak ifade edilen bu terim, Eugene Smith, Garry Winogrand, Henri Cartier Bresson, James Nachtwey ve Türkiye'den Ara Güler gibi büyük hikaye anlatıcıların tamamınca yoğun olarak kullanılmıştır.

Kavramsal karşıtlık, adından da anlaşılacağı üzere birbiri ile anlam olarak tezat oluşturan öğelerin bir ironi duygusu yaratmak üzere fotoğrafta kullanılmasıdır. Öğelerin ikisi de insan olmak zorunda değildir, insan-mekan, öğe-mekan, öğe-insan karşıtlıkları da kullanılabilir. Amaç, karşıtlık duygusundan doğabilecek (ve anlamı güçlendirecek) ince bir mizah duygusu ile anlama katkıda bulunmaktır.

Jux-4 nachtwey

Bu fotoğrafta da görüldüğü gibi, tankın üzerinde oynayan çocuğun ironisi savaşın anlamsızlığına dair bir ironi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde, bir sonraki fotoğrafta da yatak odası gibi hayatın başladığı yerde savaşan asker bize bir insan-mekan ironisi sunmaktadır.

James Nachtwey, Bosna, VII Photo

Benzer olarak bir sonraki fotoğrafta da, asker/vatandaş karşıtlığı yaşlı kadının ve askerin karşılıklı mimikleri aracılığı ile vurgulanmaktadır:

Agence France Presse

Ruh Hali (Mood)

Ruh hali (mood) bir fotoğrafın izleyicide yarattığı zihinsel veya duygusal durumdur. Basitçe açıklamak gerekirse, izleyicinin fotoğrafla ve anlatılan olayla empati kurabilmesini sağlayan önemli bileşenlerden biridir.

mood-2

Yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi, yalnız bir adamın bir yangın söndürme tüpü ile yıkıntıların arasında durduğu bu fotoğraf izleyicide (çaresiz bireyin inanılmaz yıkıma kontrast oluşturduğu) bir çaresizlik hissi yaratmaktadır.

mood-1

Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından çekilmiş bu fotoğraf, ülkelerinin zor zamanlardan geçtiğini bilen ve bu yeni sisteme uyum sağlamakta güçlük çeken insanların ruh halini yansıtmaktadır.

Mekan Duygusu

İzleyicinin, fotoğrafın çekildiği mekana dair hızlı bir izlenim edinmesine yarayan görsel bileşenlerdir. Aşağıdaki fotoğraftaki yapının izolasyon duygusu bu şekilde verilmektedir.

place-1

Giriş Noktası

Giriş noktası, fotoğrafın izleyiciyi kendine çektiği noktadır. İlgi merkezi olarak ta özetlenebilecek bu öğe, izleyicinin fotoğrafın diğer bileşenlerine de merak duymasını sağlar. Aşağıdaki fotoğrafta, kıtlık sırasında Afrika'da yiyecek bekleyen insanların arasında tavandan sızan ışığın vurduğu adamın yüzü, fotoğrafın geri kalan kısımlarına dair ilginç bir merak duygusunu uyandırmakta ve izleyiciyi çekmektedir.

entry-1

Bu toprakların yetiştirdiği en önemli fotoğrafçılardan Altan Bal'ın Bekar Odaları projesinde çektiği aşağıdaki fotoğrafta aynada görülen portrenin kendini arka plandaki yüzlerde çoğaltması, fotoğrafa güçlü bir giriş noktası oluşturmaktadır.

entry-2 altan

Üçte Bir Kuralı

Bütün klasik kompozisyon derslerinde anlatıldığı gibi, bir fotoğrafı (veya resmi) görsel olarak üçe bölmek insanın doğal görme yetilerine odaklanan bir etki yaratır, ve rönesanstan bu yana kullanılmaktadır.

thirds-2

thirds-3-mustafa

Bakış Noktası / Görsel Perspektif

Fotoğrafçılar, genellikle sıradan insanların göremediklerini gören ve gösteren fotoğraflar peşindedir. Bakış noktasının ve bu yolla perspektifin değiştirilmesi, fotoğrafçılara yeni ve ilgi çekici anlatım olanakları sunar.

pers-1

Yukarıdaki fotoğrafta, yüzücüye ve yüzme yarışlarına alışılmadık bir açıdan bakılarak son derece güçlü bir grafik etki yakalanmış.

pers-2

Benzer şekilde yukarıdaki fotoğrafta da, fotoğrafçı ters ışıkta kişiyi bayrakların arkasında görüntüleyerek etkili bir fotoğraf çekmiştir.

Görsel Sürpriz

Espri. İnce bir mizah duygusu. Sürprizin izleyiciye bazı nahoş detayları dahi, ne denli hoş anlatabildiği özellikle Elliot Erwitt, Henri Cartier Bresson veya Ara Güler fotoğraflarında bellidir. Aşağıda, buna örnek olabilecek bazı Erwitt fotoğrafları var.

surp-1

surp-2

Katmanlar

Baskın ön plan, bilgi veren arka plan. İki veya daha fazla katmandan oluşan fotoğraflar, yukarıda anlatılan giriş noktası konsepti de uygulandığında izleyici üzerinde güçlü bir etki yaratır. Yukarıda giriş noktası bölümünde görülen Altan Bal fotoğrafı kadar, aşağıdaki fotoğraflar da bu konsepte örnektir.

layer-1

Sebastiao Salgado, Amazonas

Ami Vitale, Sierra Leone

Yukarıdaki üç fotoğrafta da görüldüğü gibi, ön plan ve arka plan ilişkisi (veya olabiliyorsa daha fazla katman) fotoğrafçının hikaye anlatımını güçlendirmektedir.

Birinci fotoğraftaki çocuğun kafasının kesilmesi, hikayeyi daha da dramatize etmekte ve boşluğu, çocuğun başının üstüne toplanmış bir gerginlik haline sokmaktadır.

İkinci fotoğrafta, sürünün dışındaki madencinin duruşu, arka plandaki kalabalıkla daha da çaresizleşmektedir.

Üçüncü fotoğrafta ise, çocuğun yüzünü görmememiz onu anonimleştirmekte ve ayak izlerinin de katkısı ile katmanlar arası geçişi kolaylaştırmaktadır.

Anlamlı An

Daha önceki yazılarda da bahsettiğim gibi, fotoğrafçı belirli bir anda deklanşöre basmayı seçer ve bu an, fotoğrafın konusu olaya formunu veren tüm görsel biçimlerin anlatıma katkıda bulunduğu andır. Bu sayfada konuyla ilgili en önemli makaleyi bulabilirsiniz. Bu konuda yayınlanmış düzinelerce fotoğraf olduğu için, bu bileşene dair fotoğraf eklemeyeceğim.

Karakter Portresi

Sıradan bir portrenin çok ötesinde bir fotoğraf olarak karakter portresi kişinin karakteri ile ilgili izleyiciye net bir bilgi verir. Ünlü portrecilerin tamamı tarafından kullanılan teknik, öncelikle konunun kişiliği veya iç dünyası ile ilgili derinlikli bilgi sahibi olmayı gerektirir.

perso-1

perso-3

Tennessee Williams, Yousuf Karsh tarafından

Fotoğrafın bir anlatım dili olarak temel bileşenleri, yukarıdaki ve bu yazının birinci bölümündekiler olarak özetlenebilir. Bu bileşenler fotoğraf dilinin grammerini oluşturur ve fotoğrafçının anlamlı cümleler kurmasına yardım eder. Bu sayede anlatım tamamlanır ve fotoğrafçı yarım ifadelerle yetinmek zorunda kalmaz.

Gelecek bölümde, tüm bu bileşenlerin bir kişisel tarz oluşturmak üzere nasıl bir araya getirilebileceğini tartışacağız.

Üçüncü bölüme http://www.utkukaynar.com/blog/2009/09/19/bir-anlatim-dili-olarak-fotograf-3-kisisel-tarzin-pesinde/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Dostlukla,

Utku